arada bir ülke kurtarıyor musunuz sizde? arada bir ama. hani, derslerden başınızı kaldırıp, gönül işlerine ara verip, kahvehane köşelerinden tiksinip tehlikeli şiir okuyup dünyaya sataşıyor musunuz? biliyorum, hepiniz akılcı, düşünen, mizahsever, uykusuz'cu, ahmet altan'cı, murat belge'ci, birikim'cisiniz. asdfkasdfdfakfd. ne sıkıcı adamlarsınız siz be. ne kadar sıkıcı adamlarsınız hakikaten. ben üniversite siyasetini, çeşitli atraksiyonlara katılma noktasında hiç mi hiç sevmem. ki bir de siyaset geçmişini amcasından dayısından, çekirdekten alanlar varsa, ordan hemen tüyerim. partizanları, ya da duygusal siyasetçileri hiç sevmem.
esasında hepiniz, demokratik sistemin birer neferi olarak, oy kullanarak demokratik tavır koyan insanlardan öte değilsiniz. düşündüğünüz yok, düşündükleriniz daha önce yaratılmış moral değerler üzerine kurgulanmış romantik bir tutum o kadar. aşırı romantiksiniz, sıkıcısınız. zeker paternal sisteminden çıkmış kadın hakları savunucularısınız [MEMELERE ÖZGÜRLÜK]; geri kalmış anadolu şehirlerinden gelip geldiğiniz yerin bir istanbul olması için çabalayanlarsınız. kafe siyaseti yapıp, dünyanın tüm sorunlarına çözüm üretiyorsunuz ya, ah çok şekersiniz. neden hepiniz sosyalistsiniz? neden aranızdan bir liberal çıkmadı? neden be?
ülke siyasetindeki en zayıf halka olmanıza rağmen, sanki türk siyasetinin entelektüel zeminini siz yaratmışsınız gibi tutumlarınız var. eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, hukukçu, haklının yanında, haksızın karşısındasınız. canlarım benim ya. kendinize düşman olarak seçtiğiniz kurumlara bakın; rektörlük, dekanlık, öğrenci işleri adsjafasfdsa. bu mu sizin özgürlük anlayışınız? ne kadar eşitlikçisiniz söylesinize? robin hood musunuz nesiniz? zengin-fakir dikotomisine gerilen adamlarsınız, sistem çarklarına angaje olmak istemeyen, bir yandan da angaje olmuş insanların gücünden tiksinen adamlarsınız. yaptığınız tek şey, tiksinmek, nefret etmek, slogan atmak. sloganlarla yaşamayınız artık. çıkardığınız dergileri okuyorum, sloganlardan geçilmiyor. yaptığınız işlere bakıyorum, slogandan geçilmiyor. sosyal mesajlarınızı seveyim sizin. 5YUZ yaz aveaya gönder, aylık 500 sosyal mesaj bedava, valhalla.
örgütlü, kendi içerisinde hiyerarşik yapılanmalara sahip insanlarsınız be. hani sizin bireyci, özgürlükçü yapınız? baba ne derse, arkasından baba'ya yağ çekmekten öteye gidemeyen, babayı takdir etmekten öte gitmeyen sloganvari söylemleriniz var. sıkıcısınız.
sizleri fundamentalistlerden ayrı görmüyorum, onlar kadar yüzeysel konular üzerine iyileştirmeler yapıyorsunuz. fakirlere yardım partileri, eğitim seferberlikleri, aydınlamacı sloganlar, listelenmiş aforizmalar, ne farkınız var köktendinci arkadaşlarımızdan? yahu bunlar, herhangi bir öğrenci topluluğunun da gösteriş amaçlı, prestij amaçlı yaptığı görüntüden ibaret atraksiyonlar. siz sanıyor musunuz ki sadece bir duyarlıyız, sadece biz insanlara faydalıyız? gerektiğinde benim gibi nihilist bir insan bile insanlardan yardımlarını esirgemiyor. yahu, sizin eylem alanınız iyileştirmelerden ibaretse kendinize neden sosyalist grup diyorsunuz? duyarlılığızda bile sosyalist bir kibir var, ona değindiğimizde sonumuzun geldiğini hissetmedik değil adsaffskafsakfas.
ben üniversite siyasetini sevmem. aparatif siyasetten uzak dururum. cami parfümlü adamlarla benzeşenlerden gayet uzağımdır. ki sizleri sevmeme hakkım burdan geliyor. freş.
ahkam kesmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahkam kesmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Haziran 2009 Cumartesi
12 Haziran 2009 Cuma
iyiler siyah giyer'miş.
Ortamı yumuşatayım,katakulliye gelip de dayak yemeyeyim diye tıpkı bir sinsi gibi,tıpkı bir kurnaz gibi konuyu değiştirmeye karar verdim sevgili dostlar.Şimdi size barıştan,çocuğun gördüğü düşlerden,müzikten,sanattan,alkolden,ottan böcekten bahsedicem.
Biliyorsunuz,tez antitezini kendiliğinden oluşturur.Şiddet de şiddeti doğurur elbette.İşte böyle bir düz mantıkla bakarsanız hayata,her şeyin ne kadar kolaylaştığını göreceksiniz.Aslında her şey çok basit.Hayat denen şey,pekala içimizden herhangi birinin gördüğü bir rüyadan ibaret olabilir.Ya da düşündüğümüzden çok daha farklı bir hikayenin süre gelimi olabilir.Sadece dışarıdan bakmakla yetinebiliriz hayata.Size yemin ederim,ne geçmişte birileri anladı,ne de gelecekte birisi anlayacak aslında bunların hepsinin ne demek olduğunu.Mercimek gibi beynimizle sürekli her şeyi acıklı hale getirmeye,dertlenmeye,çözmeye,değiştirmeye,anlamaya çalışıyoruz.Yok ki böyle bir şey! Henüz kendini anlamamış,ne istediğine karar verememiş insanlar olarak,evreni tanıdığımızı iddia ediyoruz.Hala köklerimize bu kadar bağlı olduğumuz,sırtımıza bir çanta alıp,her şeyi herkesi bir anda terk edemediğimiz,normal uyku saatleri seyrimizi bile değiştiremediğimiz halde,dünyayı değiştirmeye niyetleniyoruz.Kolay mı olum o kadar?Hem değişse ne olacak?Bir kez daha değişecek olan şeyi kendi birkaç on yıllık ömrün içinde görmek için mi bu kadar çaba? Öyle kalacağını mı sanıyorsun? Tekrar değiştiğini görmeye tahammül edebilecek misin? Sana soruyorum cevap ver!
Veremezsin ey ideal! Veremezsin ey adamış insan! Nefesini iki dakikadan fazla tutamazsın.On saat durmaksızın koşamazsın.Bedene hapsolmuşsun. Hiç denedin mi zihnini bedeninden ayırmaya çalışmayı? Onsuz yapabildin mi? Nah yaparsın. İçinde en arsız istekler kol geziyor senin. Bir yanın kırmızı,bunu kabul et. Ha,kırmızıyı görüp diğerlerinden geçmeyi de isteyebilirsin.Yapma, yeşil de var içinde,siyah da.Siyah var.Bana kalırsa en çok da o var. İster esir edersin kendini içinin kırmızısına,ister kendi siyahına hükmedersin.Senin bileceğin iş. Beni bağlamaz.
Ama şurasını da ben biliyorum.Dünyayı kana,acıya bulayan insanların hepsi içinin siyahını değil,kırmızısını izleyen insanlardır. Siyahı izleselerdi, insanın sadece bakmaktan ibaret olduğunu anlarlardı. Fazla uğraşıyoruz,fazla yırtıyoruz kıçımızı.Pek bir enteresan durum yok ortada. Öğrendiğin an hayatını değiştirecek bir bilgiye ulaşacağını zannetmiyorum.Bir anda hayatı değiştirecek tek şey,birkaç notanın bir araya gelmesidir.
Biliyorsunuz,tez antitezini kendiliğinden oluşturur.Şiddet de şiddeti doğurur elbette.İşte böyle bir düz mantıkla bakarsanız hayata,her şeyin ne kadar kolaylaştığını göreceksiniz.Aslında her şey çok basit.Hayat denen şey,pekala içimizden herhangi birinin gördüğü bir rüyadan ibaret olabilir.Ya da düşündüğümüzden çok daha farklı bir hikayenin süre gelimi olabilir.Sadece dışarıdan bakmakla yetinebiliriz hayata.Size yemin ederim,ne geçmişte birileri anladı,ne de gelecekte birisi anlayacak aslında bunların hepsinin ne demek olduğunu.Mercimek gibi beynimizle sürekli her şeyi acıklı hale getirmeye,dertlenmeye,çözmeye,değiştirmeye,anlamaya çalışıyoruz.Yok ki böyle bir şey! Henüz kendini anlamamış,ne istediğine karar verememiş insanlar olarak,evreni tanıdığımızı iddia ediyoruz.Hala köklerimize bu kadar bağlı olduğumuz,sırtımıza bir çanta alıp,her şeyi herkesi bir anda terk edemediğimiz,normal uyku saatleri seyrimizi bile değiştiremediğimiz halde,dünyayı değiştirmeye niyetleniyoruz.Kolay mı olum o kadar?Hem değişse ne olacak?Bir kez daha değişecek olan şeyi kendi birkaç on yıllık ömrün içinde görmek için mi bu kadar çaba? Öyle kalacağını mı sanıyorsun? Tekrar değiştiğini görmeye tahammül edebilecek misin? Sana soruyorum cevap ver!
Veremezsin ey ideal! Veremezsin ey adamış insan! Nefesini iki dakikadan fazla tutamazsın.On saat durmaksızın koşamazsın.Bedene hapsolmuşsun. Hiç denedin mi zihnini bedeninden ayırmaya çalışmayı? Onsuz yapabildin mi? Nah yaparsın. İçinde en arsız istekler kol geziyor senin. Bir yanın kırmızı,bunu kabul et. Ha,kırmızıyı görüp diğerlerinden geçmeyi de isteyebilirsin.Yapma, yeşil de var içinde,siyah da.Siyah var.Bana kalırsa en çok da o var. İster esir edersin kendini içinin kırmızısına,ister kendi siyahına hükmedersin.Senin bileceğin iş. Beni bağlamaz.
Ama şurasını da ben biliyorum.Dünyayı kana,acıya bulayan insanların hepsi içinin siyahını değil,kırmızısını izleyen insanlardır. Siyahı izleselerdi, insanın sadece bakmaktan ibaret olduğunu anlarlardı. Fazla uğraşıyoruz,fazla yırtıyoruz kıçımızı.Pek bir enteresan durum yok ortada. Öğrendiğin an hayatını değiştirecek bir bilgiye ulaşacağını zannetmiyorum.Bir anda hayatı değiştirecek tek şey,birkaç notanın bir araya gelmesidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)